Resûlullah (sallalahu aleyhi vesellem)'in Gayba Ait Bilgileri Vermesi

 Resûlullah (sallalahu aleyhi vesellem)'in Gayba Ait Bilgileri Vermesi


14063. Muhammed b. Câfer b. ez-Zübeyr anlatıyor: Umeyr b. Vehb el-Cumahî, Safvân b. Ümeyye ile birlikte Bedir'e katılan Kureyşlilerin başına gelenlerden sonra Hicir' de kısa bir müddet oturdu. Umeyr b. Vehb, Kureyş şeytanlarından ve Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) ile ashâbina eziyet edenlerdendi. O, Mekke'de iken ondan bir çok meşakkat ve eziyetler gördüler. Oğlu Vehb b. Umeyr, Bedir' de esir alınanlar arasındaydı. Bedir kuyusuna atılan ve musibete maruz kalan müşrikleri anlatmasından sonra Safvân: "Vallahi onlardan sonra yaşamakta hayır yoktur;"Umeyr b. Vehb ise: "Doğru söyledin! Vallahi eğer üzerimde karşılığı olmayan bir borç ile benden sonra zayi olmasından endişe ettiğim çoluk çocuğum olmasaydı, elbette atıma biner, Muhammed'e gider ve onu öldürürdüm. Bedir' dekilerden önce oğlum, onların ellerinde esirdir" dedi. Safvân da firsatı ganimet bilerek şöyle dedi: "Borcunu ben öderim. Onu ödemek bana aittir. Çoluk çocuğun da benimkilerle birlikte olur. Kaldıkları sürece onlara ihsanda bulunurum. Elimize geçen nimeti onlarla paylaşırız. Onlar maddi zorluk içinde iken ben rahat edemem." Bunun üzerine Umeyr, ona: "Durumumuzu gizle" dedi. O da:"Olur, gizlerim" dedi. Sonra Umeyr, kılıcını getirmelerini emretti. Onu bileyip zehir sürdü. Bunları yaptıktan sonra yola çıktı ve Medine'ye geldi. Bir ara Ömer b. el-Hattâb, Müslümanlardan bir cemaatle beraber, Bedir gününden söz ediyorlar, Allah'in kendilerine ikram ettiği ve düşmanlarından maruz kaldıklarını konuşuyorlardı. O esnada Ömer, Umeyr b. Vehb'in,Mescid'in kapısı önünde, kılıcını kuşanmış vaziyette bineğini çöktürdüğünü gördü ve şöyle dedi: "Allah'a yemin ederim ki Umeyr b. Vehb ancak kötülük için gelmiştir! O değil midir aramızı bozan ve Bedir günü Kureyş için sayımızı takdir ve tahmin eden!" Daha sonra Ömer, Resûlullah'ın yanına gidip şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü! Şu Umeyr b. Vehb kılıcını kuşanmış olarak geldi!" Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem):"Onu içeri al!"dedi. Bunun üzerine Ömer, dönüp gitti ve onun kılıcının kayışını tutup boynuna bağladı. Ensâr' dan yanında bulunan adamlara da:"Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına girin, yanında oturun ve bu köpeğe karşı tetikte olun. Çünkü bu, güvenilir bir kişi değildir" dedi. Böyle dedikten sonra onu kılıcının kayışından tutarak Resûlullah'ın yanına getirdi. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) onu böyle görünce dedi ki:"Ey Ömer! Onu serbest birak! Ey Umeyr, yaklaş!" O da yaklaştı ve şöyle dedi: "Bol nimetli iyi sabahlar!" Cahiliye devri insanları, kendi aralarında böyle selamlaşırdı. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) ise şöyle karşılık verdi: "Ey Umeyr! Allah bize senin selamlaşmandan daha hayırlı bir selamlaşma ihsan etmiştir. Ey Umeyr! Bu selam, cennetliklerin selamlaşması olan "selam"dır."O da dedi ki: "Allah'a yemin ederim ki ey Muhammed, ben bu selamlaşmayı yeni işitiyorum." Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem):"Ey Umeyr! Seni buraya getiren sebeb nedir?" diye sordu. Umeyr: "Elinizde bulunan şu esir için geldim. Onun fidyesini ödeyeceğim" dedi. Resûl-i Ekrem (sallallahu aleyhi vesellem): "Peki boynundaki kılicın işi ne?" deyince: "Allah, kılıçların belasını versin. Onlar bize ne sağladı ki?" dedi. Bu sefer:"Bana doğruyu söyle niçin geldin?" diye sordu. "Başka birşey için gelmedim. Sadece bu iş için geldim" karşılığını verdi. Resûlullah:"Hayır, aksine sen ve Safoân b. Ümeyye, Hicir'de oturdunuz. Kureyşlilerden kuyuya atılanları andınız. Sonra sen dedin ki: «Eğer üzerimde borç bulunmasa ve çoluk çocuğum olmasa, elbette gider Muhammed'i öldürürdüm!». Böylece Safoân, beni öldürmen karşılığında senin borcunu ve çoluk çocuğunun bakımın üstlendi. Allah ise, yapmayı tasarladığın bu işine mani olacaktır" dedi. Bunun üzerine Umeyr dedi ki: "Şehadet ederim ki şüphesiz sen, Allah'ın Resûlüsün. Ey Allah Resûlü! Göğün haberinden bize getirmiş olduğun şeylerde ve senin üzerine inen vahiyde biz seni yalanlıyorduk. Bu meseleyi konuşurken ben ve Safvân'dan başka kimse yoktu. Allah'a yemin ederim ki bu haberi sana ancak Allah bildirmiştir. Beni İslâm'a kavuşturan ve beni bu yere sevkeden Allah'a hamdolsun." Böyle dedikten sonra hak şahadeti getirdi. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) de şöyle buyurdu: "Kardeşinize dinini öğretin ve ona Kur'ân okutun. Esirini de saliverin." Ashâb, bu emri yerine getirdi. Sonra Umeyr şöyle dedi:"Yâ Resûlallah! Ben Allah'ın nurunu söndürmeye gayret eden ve Allah'ın dini üzere olan kimselere şiddetli eziyet veren birisi idim. Ben istiyorum ki, bana izin veresin de Mekke'ye gideyim ve onları Allah'a ve İslâm'a davet edeyim. Umulur ki

Allah, onları hidayete kavuşturur. Yoksa daha önce senin ashâbına dinleri hususunda eziyet verdiğim gibi onlara eziyet veririm." Resûlullah (sallallahu aleyhi veselem)ona izin verdi. Dönüp Mekke'ye gitti. 

Safvân, Umeyr b. Vehb Mekke' den çıkıp Medine'ye gitmekte iken Kureyşlilere şöyle demişti: "Şimdi bir kaç gün içinde gelecek olan vak'a ile müjdeleniniz. O, size Bedir vak'asını unutturacaktır." Safvân, kafilelere Umeyr'i sorup duruyordu. Nihayet bir süvari geldi ve onun İslâm'a girdiğini haber verdi. Bunun üzerine Safvân onunla asla konuşmamaya ve ona asla menfaat sağlamamaya yemin etti. Umeyr Mekke'ye geldiğinde İslâm'a davette bulunarak orada ikamet etti ve kendisine muhalefet eden kimselere şiddetli eziyetler verdi. Onun vasıtasıyla çok kimse Müslüman oldu. 

*Taberânî mürsel olarak rivayet etmiştir, isnâdı ceyyiddir.

M, el-Kebîr (17/58-59)

Yorumlar